Emeklilikte tek sevdiğim şey - çoğunlukla- canımın istediği şeyleri, canımın istediği zamanda yapmak…
İstediğim zaman kalkıyorum yataktan…
İstediğimde TV seyrediyor, kitap okuyor, dolapları karıştırıyor, düzeltiyor ya da tıkıştırıyor, sonra düzeltirim, düşüncesiyle…
Atıyorum kendimi dışarıya… Canımın istediği kadar dolaşıyor, sinemadaki filmi beğenmişsem en yakın seansa biletimi alıyorum.
Eşimle güzellikleri konuşuyoruz sevgiyle, olumsuzluklarda kavgalar ediyoruz ama sen de o zaman, böyle yapmış, şöyle demiştin, diyerek…
Arkadaşlarla buluşuyoruz, dışarıda, evlerde… Rejimlerden konuşup sekiz çeşit tatlı, tuzlu ve salataların tadına bakarak... Gözümüz, gönlümüz ve midemiz bayram ederek akşam karanlığında evlerimize döndüğümüzde bayram havası sonrası, akşam yemeğini yok sayarak, evdekilere zoraki ve uyduruk şeyler yaparak geçiştiriyoruz hepimiz...
Canım facebookta dolaşmak istiyorsa, bilgisayarda fotoğraflar, yazılar, mesajlar, beğenme ve yorumlar… Maillerin kontrolü, verilen cevaplar, verilmeyenler, silinenler kopyalayıp saklananlar.
Siz hiç yoğurt yaptınız mı? Oluş süresini heyecanla beklemek, o dönüşümdeki payınızı düşünmek, sonra o kâseyi bir bebek taşır gibi dolaba koymak… Evde yaptığınız ekmeklerin mayalanmasını izlediniz mi hiç? Mayalanma sırasında çıkardığı o güzel fısıltılı öyküyü dinleyip yorumladınız mı? İşte bunları yapmaya, ama istediğim zaman yapmaya vakit buluyorum…
Geçen hafta geldim Denizli’den. Ne çok özleşmişiz. En çok geçmişten konuştuk, onlar daha çok öyle istediler, öyle mutlu oluyorlar diye… Eski günlerdeki gibi koynuna aldı annem, dizine yatırdı… Sen gençsin, dedi iki sözünde bir… Yarım asırlık olmama rağmen çok hoşuma gitti... Ben onun her zaman küçücük çekirdeksiz sarı üzümüyüm zaten tüm anneler gibi hiç büyümeyen kızıyım anneanne olduğumu bilse de onun için fark etmez… Sanki ben farklı mıyım ki!.. Anasına bak kızını al; kıyısına bak bezini al… Emrah’ım sen bilirsin bunu “a” harfi ile başlıyor :-) Ben de Denizli’den güzel anılar ve bir adet de Koçtaş’tan alınmış orkideyle döndüm. Çiçekler içinde gül ve orkide baş tacımdır. Bir başka gün onların öykülerini de anlatacağım…
Dün Cenap Şahabettin’in Elhan-ı Şita’sını okuyarak çıktım dışarıya… Bu ne güzelliktir…. Nutkum tutuldu.
Her ortamda, her yerde fotoğraf çekmeye ve çektirmeye bayılırım. Anları dondurup yaşatmak hoşuma gider. Karlı anılar… Kar Şarkıları…
Ve bugün bloğuma yazmak geldi içimden, ben de çala klavye başladım tuşlara basmaya…
EMEKLİLİK İŞTE BÖYLE BİR ŞEY!.. (MİŞ)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder