16 Aralık 2009 Çarşamba

İRMİKTEN AYÇİÇEĞİ

İRMİKTEN AYÇİÇEĞİ

Böyle ad mı olurmuş...
Olmaz tabi, yine uydurdum,
Ya da kibarca,
İsim annesi oldum.

Bu işin püf noktası silikon kalıp... Aman ne aradım ne aradım... Ne Bursası ne Bandırması kaldı, ta Karadeniz'de, Trabzon'da buldu canım kızım, kaptım da geldim...

1 litre süt, 1 su bardağı irmik ve aynı mikdarda toz şeker, karıştıra karıştıra orta ateşte pişirdim. Sıcak sıcak kalıba yarısını döktüm. Arasına bir bardak iri dövülmüş cevizle karıştırdığın bir tatlı kaşığı tarçını ekeledim ( bir keresinde cevizle birlikte vişne marmelatı koymuştum, o da güzel olmuştu.) Üzerine karışımın diğer yarısını boca ettim. Soğuyunca dolaba ( buzluğa değil) koydum, bir gece dinlenmesi gerek çok da nazlı yani.

Geldik süslemeye yine...
Fanusumun altını yani servis tabağını kalıba kapatıp dikkatle ters çevirdim, biraz yana kaydı; ama sallayıp kaydırarak ortaya getirdim. Tatlı narları önceden tane tane ayıklamıştım. Kivileri de izohips haritaları gibi şekle soktum halkalayarak... Gelin süsler gibi süsledim yılbaşı renkleriyle... Fanusu kapatmadan bir iki fotoğrafını çekeyim dedim. Yaptığım tatlıların en kolayıydı... Teşekkürler sevgili kızım, teşekkürler silikon kalıp...
Ne silikonmuş, her derde deva....

Posted by Picasa

Pişmaniyeli Pasta




PİŞMANİYELİ PASTA

Macide Hanım'da ilk gördüğümde bayıldım, görünüşü ve daha sonrası tadı... Mım... tarzında... Tarifini aldım; ama yazdıklarıma sadık kalamayacağımı biliyordum ve de yanılmamışım.
Ben bunu hep yapıyorum, örgüde de dikişte de...

Günüm için kolları sıvadım:
Hazır kek(kakaolu)
1 su bardağının içine ılık su, 2 yemek kaşığı toz şeker ve 1 kaşık nescafe koyarak karıştırdım, erittim. Kekin yarısına bu sıvının yarısını serperek yedirdim. Sonra
1,5 su bardağı süt ile 1 paket krem şantiyi iyice çırpıp yarısını ıslattığım kekin alt katına yayıp üzerine iki muzu halkaladım ve bol cevizle boşlukları doldurdum. İkinci katı koyarak şantiledim her yanını...
İş süslemeye yani artistik yanına gelince değmeyin keyfime ... Boşuna ilk öğrencilerim "Süslü Leyla " dememişler bana... AdımLeyla değil ama lafın gelişi...
Okşaya okşaya, hiç mi hiç bastırmadan, bir paket pişmaniyenin yarısın kekin etrafına sardım, tıpkı yeni doğmuş çocuk sarar gibi. Kalan kısmını da üstüne örttüm, amam canı acımasın diyerek.
Şimdi renk cümbüşüne karar vermem gerek... Nar ilerideki kâsede; fakat diğer tatlıda kullanacağım için deli kızın çeğizi olmasın... onu öteye koyayım...
Yeşil fıstığa bayılırım onu bolca bir ekeyim şekilli şekilli... Aralara iri iri cevizleri doldurayım mı? Olmaz biraz nefes almalı pişmaniyeler, yazık değil mi, adından utanır pastamız... Pastanın yanlarının süsü hani, diyorsunuz... Bayram sonası çikolatalar bitmedi, beyazlayıp bozulmadan bıçakla onları bir güzel kıyalım ve avcumuzla hafifçe yapıştıralım...
Zarf mı mazruf mu güzel? Bence ikisi de güzel olmalı.
Posted by Picasa

ÜÇ AYLIK

Günlük olmadı

Aylık da...

Bari bana uygun olsun adı... ÜÇ AYLIK

Yazlık dönüşü eve yerleşmek tamirat-tadilat derken ancak “oh” diyebildik. Bahçemizin yeniden çimlendirilmesi ve bir ay içinde yemyeşil olması beni çok mutlu etti. Düzen ve intizam beni müthiş rahatlatıyor…

Arkadaş toplantıları, sergiler, az da olsa konferans ve söyleşiler, sabah kahveleri, yavrularımın telefonları, görüntülü sohbetleri, kitaplarla baş başa geçen saatler ve.. emekliliğe alışmaya çalışan ben…

10 Kasım yaş günüm…

22 Kasım evlilik teklifinin 39. yılı

24 Kasım Öğretmenler Günü… Face book’taki mesajlar. Yıllar, yıllar ve bir o kadar da öğrencilerimin yüreklerinin sıcaklığı… Parayla pulla alınamayacak değerler…

Dikkat ediyorum da üç noktayı son dönemde ne çok kullanıyorum. Benzeri şeyleri yazmaktan mı çekiniyorum, tembellik mi ediyorum, daha mı gizemli olmasını mı istiyorum ya da hepsi mi?... Bu kez üç ay olmayacak ayrılığımız... Hoşça kalınız...