15 Ocak 2011
Gönül yorgunlukları, üzüntüler ve birbiri ardına yapılmış yolculuklar, bu seferki kabul günüme damgasını vurdu. Öldürmez süründürür, cinsinden soğuk algınlığı beni biraz da kolaycılığa itti :-))
En önemlisi 2011’e, Ankara’da 14 kişilik büyük ailemizle girmek oldu, o gece yaşadıklarımız her şeye değerdi…
Sadede gelelim. Pardon, Kabul Günüme..
Önce hep tuzluları düşünür, sonra gelen arkadaşlarımın damak tadına göre tatlıları – sayısı daha az olmak üzere – ilave ederim.
ÜÇ RENKLİ BÖREK ( 10 Kişilik )
4 Yufka, Yarıp kalıp Yağlı Beyaz Peynir – Temizlenip ince kıyılmış, karabiber, tuz ve z. yağı ile harmanlanmış 4-5 kök ıspanak – rendelenip yağda biraz döndürülmüş 2-3 havuç.
İlk yufkayı ortadan ikiye katlayıp araya çok az çiçek yağı sürdük, uzun ve düz olan bölüme peyniri boydan boya koyup uçlarını dökülmemesi için azıcık kıvırarak kalın bir boru gibi sıkıca yuvarlayıp düz bir zemine koydum.
İkinci yufkaya aynı kalınlıkta olmak üzere ıspanak koyup yine aynı işlemi yaptım. ( yağlama, kıvırma ve sıkıca sarma)
Üçüncü yufka da havuçla sarıldı.
Son yufkanın dört ucunu az az katlayarak kare haline getirdikten sonra, boyutları da ayarlayarak, iki ruloyu yufkanın düz kıyısına, diğerini de ikisinin ortasına gelmek kaydıyla, tam üstüne koyarak, üçünden kocaman sıkı bir rulo yaptım. Bir gece buz dolabında dinlendirdikten sonra çok keskin bir bıçakla iki cm. kalınlığında kestim. ( yağlanmış tepside keserek aralarını azıcık açın ki kolay pişsin) üstlerine yumurta sarısı sürerek susam ektim. (damak tadınıza göre çörekotu da ekebilirsiniz.) 170 derecede (ısıtılmış fırında) pişiriniz.
SAÇ ÖRGÜLÜ MİLFÖY ( 6 Kişilik )
( Sıcak sıcak servis yapayım derken bir de baktım ki tabak bom boş... Çok sevindim bu kadar beğenildiğine :-) Başka bir zaman tekrar yapar, o vakit koyarım fotoğrafını diye düşünüyoru.)
4 tane kare milföyü dolaptan çıkarıp yumuşattım. 1-2 milim üst üste bindirerek kare şekline getirip oklavayla dikdörtgene çevirdim (aleti aşağıdan yukarıya beş altı kez yuvarlayarak)
İki yandan iki parmak arayla, aşağıya doğru biraz eğik çentikler atarak örgü örülmesi için 7-8 cm bıçakla kestim. Ortaya ince kıyılmış maydanozlu güzel peyniri koyup sağlı sollu örgüleri kapatıp ( örerek) üzerine yumurta sarısı sürüp 200 derecede, ama mutlaka sıcak fırına koyarak pişiriverdim ve sıcak sıcak servis yaptım. ( Çayı koyarken tepsiyi fırına koydum, tam yetişti)
BÖRÜLCE SALATASI ( 10 Kişilik )
Bizim Denizli’de tazesine “Sıyırma” derler kurusuna da börülce. Tarhana çorbasının vazgeçilmezidir. Ben haşlamışını tuzla bile yerim, ölçüyü o yüzden bir avuç fazla tutarım.
250 gr. Börülce. Bir gece önceden ıslatıp kaynattım; ama yayılmasın, biraz diri olsun, pişmemiş de olmasın diye dikkat ettim. (Bu haşlama bölümü önemli: Ezilmeyecek karıştırırken, pişmemiş de olmayacak.
2 limon + bir çay bardağı zeytinyağı ( sos )
Yarım demet maydanoz, dereotu ve taze soğan
2 orta boy taze kırmızıbiber
1 Tane yeşil tatlı biber
5-6 kornişon turşu ( yoksa salatalık da olur )
3 tane kiraz domates
Tümünü ince ince kıydım. Derin bir kapta harman edip sosunu da gezdirdim. Servis kabına alıp düzelttim ve yeşili çok diye üç tane kiraz domates koydum. Mısır, renk olarak yakışırdı ama GDO meselesinden dolayı ben kullanmıyorum. ( Yıllar önce babaannem, bir yıl önce özenle seçtiği tohumları ekerek iri koçanlı ama yumuşacık taneleri olan mısırlar yetiştirirdi. Onlardan olsa kendim kaynatır, tanelerini ellerimle çıkartır, içine koyardım.. Hey gidi günler hey, diyorsan bil ki yaşlanmışsın…)
Not: Tuz ve sosunu koyup karıştırdıktan sonra, servis yapmadan önce mutlaka tadıp kontrol ediniz, eksik olanı tamamlayınız.
PAPATYA KURABİYESİ (20 Adet, 10 Kişilik )
Yarım paket oda sıcaklığında margarin, yarım su bardağı pudra şekeri, iki su bardağı un, yarım paket kabartma tozunu, derin bir kapta harmanladım. Biraz zor bir hamur, önce tutmayacakmış gibi görünse de yılmadan mıncıklayarak yoğurup tutmasını sağladım. ( Şimdi duyar gibiyim, neden hep yarım, diye… Birincisi aynı tepside üç renkli böreği de pişireceğim; ama en önemlisi sevgili Dilek’in bu Papatya kurabiyesi pek akıllı işi değil, cümlesindeki haklılığı.
20x7=140 tane nohut – fındık arası yuvarlağı yapın da görelim… Ölçüyü tam yaparsanız 280 yuvarlak avucunuzu ne yapar bilemem J
Diğerlerinin tamamına harcadığım zaman kadar uğraştım seviyor sevmiyor papatyalarıyla…
Sevecek, sevmeyecek…
Sevecek, sevmeyecek..
Ulan Eş…. Eş…
Çiçek bunu nereden bilecek?
Ortaokulda ezberlenmiş bir dörtlük, çocuk-genç kız, damla şiiri..
10–15 dak. Dinlendirdim. Minik (nohut – fındık) paçalar alıp avucumda yuvarlayıp altı tanesinden sıkıştırıp bir halka oluşturdum. 6x20= 120. 20 tanesi kalınca bir kaşık kakaoyla iyice karıştırıp onları da yuvarlayarak ortalarına bastırıverdim ( fotoğraftaki gibi) Ilık fırına koyarak 170 derecede, hafif pembeleşinceye kadar pişirdim ve servis tabağına yerleştirdim.
Geldik eşimin önerdiği pastaya; kreması tamamen onun yaratıcığının ürünüdür( patenti de doğal olarak ona aittir)
ANTEP FISTIKLI TAHİN HELVALI PASTA ( 10–15 Kişilik)
Kakaolu hazır kekim vardı. Servis tabağına aldım, ilk parçayı reçel suyu ile yumuşattım.
Blendıra 1 poşet krem şanti, 1 su bardağı soğuk süt, bir margarin büyüklüğünde de Antep fıstıklı tahin helva koyup karıştırdım. Çok hoş kokulu bir krema oldu. Bir miktar kekin üzerine sürüp fındık kırıklarından bolca koydum, serptim yani, sonra ikinci parçayı koyarak yine yumuşattım ve üzerine - yanına kalan kremanın tamamını güzelce yaydım. ( pastanın yanını ve üstünü güzelce sıvadım) Üzerine de yeşil fıstığı bir güzel serptim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder